17 Şubat 2026 gecesi, Türk futbol tarihinin altın sayfalarından birine tanıklık etti. RAMS Park’ın büyüleyici atmosferinde sahaya çıkan Galatasaray, Avrupa futbolunun en köklü ekiplerinden biri olan İtalyan devi Juventus’u 5-2’lik skorla mağlup ederek Şampiyonlar Ligi play-off turuna damga vurdu. Teknik direktör Okan Buruk’un öğrencileri, ilk yarısını geride kapattıkları mücadelede sergiledikleri inanılmaz karakterle sadece bir galibiyet almadı; aynı zamanda tüm Avrupa’ya İstanbul’dan güçlü bir mesaj gönderdi. Bu zafer, sarı-kırmızılı camia için 2013-14 sezonundan bu yana özlemle beklenen çeyrek final ve ötesi hedefleri için devasa bir adım niteliği taşıyor.
Mücadele, her iki takımın da kontrollü ancak yüksek enerjili presiyle başladı. Karşılaşmanın henüz 15. dakikasında, Juventus’un genç yeteneği Kenan Yıldız’ın kritik bir bölgede kaptırdığı top, Galatasaray’ın Brezilyalı yıldızı Gabriel Sara ile buluştu. Sara, ceza sahası dışından yaptığı şık vuruşla tribünleri ayağa kaldırarak skoru 1-0’a getirdi. Ancak İtalyan ekibinin cevabı gecikmedi. Sadece birkaç dakika sonra gelişen atakta Teun Koopmeiners, kaleci Uğurcan Çakır’dan dönen topu tamamlayarak durumu eşitledi. İlk yarının sonlarına doğru Koopmeiners’in ikinci golüyle 2-1 geriye düşen Galatasaray, soyunma odasına moralsiz girse de ikinci yarıda bambaşka bir kimliğe büründü.
İkinci devrenin başlamasıyla birlikte sahada fırtına gibi esen bir Galatasaray vardı. 49. dakikada Noa Lang’ın fırsatçılığı ile gelen beraberlik golü, Juventus savunmasındaki çözülmenin ilk sinyaliydi. 60. dakikada duran top organizasyonunda sahneye çıkan Davinson Sanchez, kafa vuruşuyla Aslan’ı yeniden öne geçirdi. Maçın kırılma noktası ise 66. dakikada Juan Cabal’ın kırmızı kart görmesi oldu. Sayısal üstünlüğü ele geçiren temsilcimiz, rakibinin hatalarını profesyonelce cezalandırdı. Noa Lang’ın 72. dakikadaki golü ve maçın son bölümünde Sacha Boey’in dar açıdan attığı jeneriklik gol, skoru 5-2 olarak tescilledi.
Galatasaray’ın bu başarısı tesadüf değil, ince elenip sık dokunmuş bir taktik planın ürünüydü. Okan Buruk, Juventus’un orta sahadaki fiziksel üstünlüğünü kırmak için Lucas Torreira ve Gabriel Sara ikilisini merkeze yerleştirerek oyunun kontrolünü elinde tuttu. Özellikle Victor Osimhen, gol atamamasına rağmen yaptığı iki asistle ve rakip stoperleri sürekli rahatsız ederek galibiyetin gizli kahramanı oldu. Noa Lang ise hızı ve bitiriciliği ile Juventus savunmasına kabus dolu anlar yaşattı.
| İstatistik Kategorisi | Galatasaray | Juventus |
|---|---|---|
| Topla Oynama | %54 | %46 |
| Toplam Şut | 18 | 9 |
| İsabetli Şut | 9 | 4 |
| Kornerler | 6 | 3 |
| Kırmızı Kart | 0 | 1 |
Yukarıdaki veriler de gösteriyor ki Galatasaray, oyunun her alanında üstünlük kurmayı başardı. Gabriel Sara hem savunmada hem de hücumda kilit rol oynayarak maçın oyuncusu adayları arasına girdi. Juventus cephesinde ise Teun Koopmeiners dışında direnç gösteren bir isim bulmak zordu. Luciano Spalletti’nin öğrencileri, İstanbul’un yüksek basıncı altında savunma disiplinini tamamen kaybetti ve bu da tarihi bir skorun ortaya çıkmasına neden oldu.
Bu galibiyetin saha içindeki sonuçları kadar, Türkiye’nin Avrupa arenasındaki konumu açısından da hayati önemi bulunuyor. Galatasaray’ın hanesine yazdırdığı bu puanlar sayesinde Türkiye, UEFA ülke puanı sıralamasında 9. sıradaki yerini perçinledi. 49.475 puana ulaşan temsilcilerimiz, önümüzdeki sezonlarda Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan takım gönderme hedefi yolunda büyük bir avantaj elde etti. Belçika ile olan farkın kapanmaya başlaması, Türk kulüplerinin Avrupa’daki rekabetçi kimliğini yeniden kazandığının en somut kanıtı.
Ayrıca bu maç, istatistik bilimini de meşgul edecek pek çok rekoru beraberinde getirdi. Juventus, Şampiyonlar Ligi tarihinde ilk kez kalesinde 5 gol görürken; Galatasaray ise bu elit turnuvada bir maçta 5 gol atan ilk Türk takımı olma unvanını kazandı. Noa Lang’ın performansı, onun Avrupa’nın en önemli kanat oyuncularından biri olduğunu bir kez daha kanıtlarken, sarı-kırmızılıların ilk yarıyı geride kapatıp maçı bu farkla kazanması, “Geri Dönüşlerin Takımı” kimliğini perçinledi.
25 Şubat’ta Torino’da oynanacak olan rövanş mücadelesi öncesi Galatasaray, cebinde üç gollü bir avantajla İtalya’ya gidecek. Ancak futbol otoriteleri, Juventus’un kendi sahasında her zaman tehlikeli bir rakip olduğu konusunda uyarıyor. Juan Cabal’ın cezalı duruma düşmesi ve Bremer’in sakatlık endişeleri, İtalyan ekibinin savunma hattında ciddi gedikler açmış durumda. Okan Buruk’un rövanşta da benzer bir disiplinle takımı sahaya sürmesi bekleniyor.
Galatasaray’ın deplasmanda bulacağı bir gol, Juventus’un tur umutlarını tamamen bitirebilir. Özellikle Osimhen ve Noa Lang gibi kontratak silahları, Torino’da sarı-kırmızılıların en büyük güvencesi olacak. RAMS Park’ta yaratılan bu mucizevi gece, Türk futbolseverlerin hafızalarından uzun süre silinmeyecek ve Galatasaray’ın Avrupa serüveninde yeni bir milat olarak kabul edilecek. Şimdi tüm gözler, Aslan’ın bu büyük avantajı koruyup adını son 16 turuna yazdıracağı 25 Şubat gecesine çevrilmiş durumda.
Sonuç olarak; 5-2’lik bu skor sadece bir maçın bitiş düdüğü değil, aynı zamanda Türk futbolunun Avrupa’da yeniden söz sahibi olmaya başladığının bir deklarasyonudur. Galatasaray, Juventus gibi bir devi sürklase ederek hem kendi tarihini onurlandırdı hem de ülke puanı için paha biçilemez bir katkı sağladı.
İtalyan futbolunun "İhtiyar Delikanlısı" Juventus, tarihinin en karanlık dönemlerinden birinden geçiyor. Teknik direktör Luciano Spalletti…
İtalya'nın futbol kalbi, baharın ilk günlerinde tarihin en köklü rekabetlerinden birine sahne olmaya hazırlanıyor. Giuseppe…
UEFA Şampiyonlar Ligi 2025-26 sezonu play-off turunun ilk ayağında futbolseverler, Avrupa'nın en köklü iki kulübünün…
Türk futbolunun yetiştirdiği en yetenekli savunma oyuncularından biri olan Ozan Kabak, Bundesliga ekiplerinden TSG Hoffenheim…
Dünya spor tarihinin en prestijli organizasyonlarından biri olan Kış Olimpiyatları, 2026 yılında Milano ve Cortina…
Alman futbolunun kalbi 28 Şubat 2026 Cumartesi akşamı Signal Iduna Park'ta atacak. Bundesliga'nın 24. haftasında…